Beklentili çırpınış

Lezzetli bir öğle yemeğinden sonra çok sevdiği arkadaşlarıyla oynamak için bahçedeydi Burak. Uzunluğu ve kalınlığıyla bir hapishaneyi andırıyordu duvarlar. Arkasından içeriye doğru ne var ne yok dercesine kafalarını uzatan ağaçlar görünüyordu. Ardında olanları bilmiyordu Burak ama hayalleriyle bu sınırı çoktan aşmıştı. Sıcacık yuvalarında mutlulukla şakıyan aileler olabilirdi o zebellah gibi betonun arkasında. Sonuçta kötü olan… Continue reading Beklentili çırpınış

Yönsüz çaba

Değişimin davetkâr üslubu karşısında sarhoş olan bir zihnin pervasızca yalpalaması, uzaktan oldukça iğrenç duruyor. Bu iğrençlik her ne kadar yapılmamak için bir sebep olarak görülse de bazı yerlerde, burada göz ardı edilemez bir istek oluşturuyor. Bir umut ışığı arayan göz bebeği kadar istekli kulaklar, kurtuluşu duymayı arzuluyor. Çıkılan bir yol vardı artık, dönemedim geri, kapıldım… Continue reading Yönsüz çaba

Buğu

Var olmak düşündürüyor beni; olmamak, olamamak, olmak için sıra beklemek... Varlık ile yokluk arasındaki o ince eşikte beklediğimi varsayıyorum. Olacaksın ama olamıyorsun. Kalıyorsun orada. İçinle beslenmekten başka şansın olmuyor. Ne yoksun ne varsın. Oradasın işte, arada; tanımsız, belirsiz olan orada. Var olmuşum. Şanslı mıyım acaba? Popülizmle elime tüküren düşünce... Yokluktan varlığa geçerkenki halim. Bana ilginç… Continue reading Buğu

Hadsiz toprak sahibi

Sen katilsin! Öldürdün insanlığı! Biliyorum, umurunda değil. Dedim ya, insanlık öldü. Sen umutları öldürdün. Yaşamı, güzelliği, masum gözleri, beni öldürdün. Bize neden bu kadar kinli olduğunu öğrenebilir miyim? Bize kinli değil misin? O zaman nedir sana bu temizliği(!) yaptıracak şey? Desinler diye değil mi? Desinler... "Güçlü." desinler, "Başarılı." desinler, "İşte başkan dediğin bu!" desinler. Neden… Continue reading Hadsiz toprak sahibi

Usun kayıp rotası

Düşünmeyi bırakmak gibi bir kavram, bir istek, bir korku girdi benliğime. Sıkı ve sert bir müdahaleydi bu. Düzeliyorum sanmıştım halbuki. Olana devam edince normal olacak ve sıradan bir hayat yaşayacaktım. Olması gereken buydu sonuçta. Bilemem, dertsiz olacaktım belki de. Bunu çıkış yolu olarak seçtim: Düşünmeden yaşamayı. Tuhaf duygular içindeyim. Düşünüyordum çünkü gerçeğe ulaşmak istiyordum. Doğruya… Continue reading Usun kayıp rotası

Cinsellik ve nesneleştirmek

Cinsellik ve nesneleştirmek

Bilmiyorum, üzerinde düşünülen bir konu mu ama ben cinsel arzunun ve karşı cinse bakışın altında neyin yattığını bilmek ya da keşfetmek istedim. Kimine göre iğreti, dolayısıyla hiç bulaşılmaması gereken bir konu olabilir. Kimine göre mahrem, konuşulmasına lüzum görülmeyen bir konu da olabilir. Ortada yanlış giden bir şeylerin olduğunu seziyorum ve o yanlışın kolay kolay silinemeyeceğini… Continue reading Cinsellik ve nesneleştirmek

İz

İz

Bu bir çeşit düşüş sanırım, tutunmak isteyeceğim ama tutunamayacağım... Bir kaybediş. Acı veren. Onca yıl bir limandı bana. Kasvetli havaların getirdiği dalgalarla başa çıkmak zordu. Bilirdim bir nefesin orada mümkün olduğunu ve bir bu kadar tatlı. İşte bunu kaybettim. Soğuk suların ortasındayım taşmış bir şekilde. Toplayamıyorum, toparlanamıyorum. Gözüm orayı arıyor, bir hatır ve umutla. Düşüyor… Continue reading İz

Deizm ve Teizm

Deizm ve Teizm

Hiçlikten varlığa uzanan uzun bir yol...Nedeni tartışılan yoğun bir noktanın genişlemesiyle oluşan Big Bang ve varoluş süreci...Mekan ve zamanın anlam kazandığı sancılı bir yolculuk... Yaklaşık on dört milyar yıl öncesine dayanan bu ilk hareket devamında; gezegenleri, yıldızları, göktaşlarını, galaksileri, sistemleri, neticesinde canlıları oluşturacaktı. Dünyanın oluşumu için henüz erkendi. Evren, kaotik bir varoluş sancısı çekiyordu. Yapımlar… Continue reading Deizm ve Teizm

Sahi

Sahi

Okullar, yaz tatili arasına girince, çocuklar kendilerini sokakta buldu. Tüm yıl, robotlaşma eğitimini başarıyla gerçekleştirmişlerdi. Akılları, gözleri, kulakları, ağızları, başkalarındı; çocukların değil... İradeleri, soruları, hisleri ellerinden alınmıştı. Hiç talep etmediler, merak etmediler ve öğrenmek istemediler. Talebe değil, ruhsuz et yığını oldular... Bir dakika! Biri geliyor, Akın mı? Esmer, büyük gözlü, kıvırcık saçlı, küçük burunlu; meraklı,… Continue reading Sahi

Edebiyat ve toplum ilişkisi

Edebiyat ve toplum ilişkisi

Edebiyatın, insanlarla; insanların ise toplumla ilişkisi yadsınamaz. Edebiyat, estetik bir şekilde anlatma sanatıdır. Anlatmasına anlatalım da kime? Ya da neyi anlatacağız? Ortaya konulan eserler, fikirler, yapıtlar bir nevi toplum inşasında kullanılan araçlardır. Bu araçların kalitesi, bıraktığı etki ile belli olur. Çünkü bir şey değerlendirilemiyorsa varlığının nedeni ortadan kalkar. Bunu başarmak için toplumu iyi analiz ederek… Continue reading Edebiyat ve toplum ilişkisi