Buğu

Var olmak düşündürüyor beni; olmamak, olamamak, olmak için sıra beklemek... Varlık ile yokluk arasındaki o ince eşikte beklediğimi varsayıyorum. Olacaksın ama olamıyorsun. Kalıyorsun orada. İçinle beslenmekten başka şansın olmuyor. Ne yoksun ne varsın. Oradasın işte, arada; tanımsız, belirsiz olan orada. Var olmuşum. Şanslı mıyım acaba? Popülizmle elime tüküren düşünce... Yokluktan varlığa geçerkenki halim. Bana ilginç… Continue reading Buğu

Hadsiz toprak sahibi

Sen katilsin! Öldürdün insanlığı! Biliyorum, umurunda değil. Dedim ya, insanlık öldü. Sen umutları öldürdün. Yaşamı, güzelliği, masum gözleri, beni öldürdün. Bize neden bu kadar kinli olduğunu öğrenebilir miyim? Bize kinli değil misin? O zaman nedir sana bu temizliği(!) yaptıracak şey? Desinler diye değil mi? Desinler... "Güçlü." desinler, "Başarılı." desinler, "İşte başkan dediğin bu!" desinler. Neden… Continue reading Hadsiz toprak sahibi

Usun kayıp rotası

Düşünmeyi bırakmak gibi bir kavram, bir istek, bir korku girdi benliğime. Sıkı ve sert bir müdahaleydi bu. Düzeliyorum sanmıştım halbuki. Olana devam edince normal olacak ve sıradan bir hayat yaşayacaktım. Olması gereken buydu sonuçta. Bilemem, dertsiz olacaktım belki de. Bunu çıkış yolu olarak seçtim: Düşünmeden yaşamayı. Tuhaf duygular içindeyim. Düşünüyordum çünkü gerçeğe ulaşmak istiyordum. Doğruya… Continue reading Usun kayıp rotası

Cinsellik ve nesneleştirmek

Cinsellik ve nesneleştirmek

Bilmiyorum, üzerinde düşünülen bir konu mu ama ben cinsel arzunun ve karşı cinse bakışın altında neyin yattığını bilmek ya da keşfetmek istedim. Kimine göre iğreti, dolayısıyla hiç bulaşılmaması gereken bir konu olabilir. Kimine göre mahrem, konuşulmasına lüzum görülmeyen bir konu da olabilir. Ortada yanlış giden bir şeylerin olduğunu seziyorum ve o yanlışın kolay kolay silinemeyeceğini… Continue reading Cinsellik ve nesneleştirmek

İz

İz

Bu bir çeşit düşüş sanırım, tutunmak isteyeceğim ama tutunamayacağım... Bir kaybediş. Acı veren. Onca yıl bir limandı bana. Kasvetli havaların getirdiği dalgalarla başa çıkmak zordu. Bilirdim bir nefesin orada mümkün olduğunu ve bir bu kadar tatlı. İşte bunu kaybettim. Soğuk suların ortasındayım taşmış bir şekilde. Toplayamıyorum, toparlanamıyorum. Gözüm orayı arıyor, bir hatır ve umutla. Düşüyor… Continue reading İz

Deizm ve Teizm

Deizm ve Teizm

Hiçlikten varlığa uzanan uzun bir yol...Nedeni tartışılan yoğun bir noktanın genişlemesiyle oluşan Big Bang ve varoluş süreci...Mekan ve zamanın anlam kazandığı sancılı bir yolculuk... Yaklaşık on dört milyar yıl öncesine dayanan bu ilk hareket devamında; gezegenleri, yıldızları, göktaşlarını, galaksileri, sistemleri, neticesinde canlıları oluşturacaktı. Dünyanın oluşumu için henüz erkendi. Evren, kaotik bir varoluş sancısı çekiyordu. Yapımlar… Continue reading Deizm ve Teizm

Sahi

Sahi

Okullar, yaz tatili arasına girince, çocuklar kendilerini sokakta buldu. Tüm yıl, robotlaşma eğitimini başarıyla gerçekleştirmişlerdi. Akılları, gözleri, kulakları, ağızları, başkalarındı; çocukların değil... İradeleri, soruları, hisleri ellerinden alınmıştı. Hiç talep etmediler, merak etmediler ve öğrenmek istemediler. Talebe değil, ruhsuz et yığını oldular... Bir dakika! Biri geliyor, Akın mı? Esmer, büyük gözlü, kıvırcık saçlı, küçük burunlu; meraklı,… Continue reading Sahi

Edebiyat ve toplum ilişkisi

Edebiyat ve toplum ilişkisi

Edebiyatın, insanlarla; insanların ise toplumla ilişkisi yadsınamaz. Edebiyat, estetik bir şekilde anlatma sanatıdır. Anlatmasına anlatalım da kime? Ya da neyi anlatacağız? Ortaya konulan eserler, fikirler, yapıtlar bir nevi toplum inşasında kullanılan araçlardır. Bu araçların kalitesi, bıraktığı etki ile belli olur. Çünkü bir şey değerlendirilemiyorsa varlığının nedeni ortadan kalkar. Bunu başarmak için toplumu iyi analiz ederek… Continue reading Edebiyat ve toplum ilişkisi

Münferit

Münferit

Aynada yansımasını gördü. Saçı düz olmasına karşın, gece yastıkla yaşadığı münakaşa sonucu bir kıvırcık kadar dağınıktı. Gözünde gözlüğü de yoktu. Evin içinde sis olabileceğini düşünecekti. Hızlı hareket edip elini yüzünü yıkamalı ve dişlerini fırçalamalıydı lakin ortamın sakinliğine kanarak uyku moduna geçmişti ki duyduğu şu sesle irkildi: — Münferit, kahvaltı hazır! Evet, seslenen annesiydi. Sabah namazından… Continue reading Münferit

Fırçanın ucundaki hayat

Fırçanın ucundaki hayat

İnsan dolar; sevinçle, hüzünle, sevgiyle, kederle… Ruhumuz var bizim, hislerimiz. İnsanı insan yapan kavramlardan bazılarıydı bunlar. Belki de insanı insandan ayıran şeylerdi… Fark edilmiş tüm bunlar, varlığın mana boyutu. Böylesi bir bedende, böyle hareketli bir varoluş içindeyiz. İnsan, anlatma ihtiyacının olduğunu anlar burada. Çünkü bunlar ya fazladır, azaltmak ister; ya da azdır, çoğaltmak… Kendimizi ifade… Continue reading Fırçanın ucundaki hayat